|
|
February 02
BENİ GÜZEL HATIRLA
Beni güzel hatırla! Bunlar son satırlar... Farzet ki, bir rüzgârdım, esip geçtim hayatından ya da bir yağmur sel oldum sokağında sonra toprak çekti suyu... Kaybolup gittim, belki de bir rüya idim senin için. Uyandın ve ben bittim...
Beni güzel hatırla! Çünkü; sevdim seni ben, herşeyini... Sana sırdaş oldum, dost oldum, koynumda ağladın. Yüzüne vurmadım hiçbir eksikliğini, beni üzdün, kınamadım. Alışıktım vefasızlığa, el oldun aldırmadım...
Beni güzel hatırla! Sayfalarca mektup bıraktım sana. Şiirler yazdım her gece, çoğunu okutmadım. Sakladım günahını, sevabını içimde sessizce gittim... Senden öncekiler gibi sen de anlamadın.
Beni güzel hatırla! Sana unutulmaz geceler bıraktım sana en yorgun sabahlar... Gülüşümü, gözlerimi, sonra sesimi bıraktım. En güzel şiirleri okudum gözlerine baka baka, söylenmemiş "Merhaba"lar sakladım her köşeye vedalar bıraktım duraklarda. Ne ararsan bir sevdanın içinde fazlasıyla bıraktım ardımda.
Beni güzel hatırla! Dizlerimde uyuduğunu düşün, saçını okşadığımı, üşüyen ellerini ısıttığımı, mutlu olduğun anları getir gözünün önüne. Alnından öptüğüm dakikaları... Birazdan kapını çalan kişi olabileceğimi düşün şaşırtmayı severim biliyorsun. Bu da sana son sürprizim olsun. Şimdi, seninle yaşanan günleri ateşe veriyorum beni güzel hatırla. Gidiyorum... January 15
Beni unutamazsın bilirim, beni unutamazsın Denizin durgunluğu, gözlerimi Coşkunluğu, saçlarımı hatırlatır Kulaklarını tırmalar sesim, hayatından silemezsin Beni unutamazsın bilirim. Parkın tozlu yollarında yalnız dolaşacaksın Mutsuz gökyüzünde bir iki yıldız, ışık tutacak karanlığına Delikanlının biri uzanacak ellerine ansızın Çaresizliğine, yalnızlığına irkileceksin Ve daha sonra tarakta kalan saçlardan anlayacaksın ihtiyarladığını Dudaklarının pembeliği solacak Cilâsı çıkmış bir mobilya gibi eskiyecek güzelliğin Kahrolacaksın! Ve bir gün gelip, beni anlayacaksın. Oysa; vakit çoktan geçmiş olacak Ama sen yine de sözlerime aldırma. Gözlerin zamansız ıslanmasın. Çünkü, artık çocuk değilsin Güneşin nereden doğduğunu bilirsin Başka bir ………. olmadığını bilirsin Ve seni nasıl sevdiğimi bilirsin Ama gitmek istiyorsan, yine de sen bilirsin.
Bu böyle sürüp gitmeyecek biliyorum Bir sabah bir dilencinin avuçlarına bırakacağım kendimi Kim ne derse desin! Tahammülüm kalmadı artık Bıktım seni sensiz yaşamaktan Nasılsa döneceğin yok senin Çıldıracağım bu gidişle Allah kahretsin! ..
Dünya ateşler içinde Savaşlar almış başını gidiyor Afrika'da insanlar açlıktan ölüyor Bense bu gidişle sensizlikten öleceğim Umurun da mı senin? Kimbilir hangi cehennemdesin? Allah kahretsin! ..
Hangi masaya otursam Senin sevdiğin içkiyi koyuyorlar önüme Vazomda hep senin sevdiğin çiçekler Ve dudaklarımda hep senin sevdiğin şarkılar Senin doğumgünlerini kutluyorum senden habersiz Ve her sabah dualar ediyorum mutluluğun için Ne yapsam, ne etsem, nereye gitsem Ecel gibi peşimdesin Allah kahretsin! ..
Dün birine rastladım aynı sokakta Saçları sen, gözleri sen Koştum heyecanla peşinden Ve hayatımda ilk defa bir tokat yedim Senin yüzünden...
İşte böyle bir sevda benimkisi Bu zamanda, bu devirde Haklısın adam olacağım yok benim En güzeli artık son vermek bu hayata En korkunç uçurumlardan bırakmak kendimi Ya da en yüksek tepelerden En uçsuz bucaksız denizlere bırakmak bedenimi Ama içimde sen varsın Ya sana bir şey olursa? Allah kahretsin!
October 19
Artık seninle duramam, Bu akşam çıkar giderim Hesabım kalsın mahşere Elimi yıkar giderim
Sen zahmet etme yerinden Gürültü yapmam derinden Parmaklarımın üzerinden Su gibi akar giderim
Artık sürersin bir sefa Ne cismim kaldı ne cefa Şikayet etmem bu defa Dişimi sıkar gierim
Bozarmı sandın acılar Belaya atlar giderim Kurşun gibi mavzer gibi Dağ gibi patlar giderim
Kaybetsem bile herşeyi Bu aşkı yırtar giderim Sinsice olmaz gidişim Kapıyı çarpar giderim
Sana yazdığım şarkıyı Sazımdan söker giderim Ben ağlayamam bilirsin Yüzümü döker giderim
Köpeklerimden kuşumdan Yuvrumdan cayar giderim Senden aldığım ne varsa Yerine koyar giderim
Ezdirmem sana kendimi Gövdemi yakar giderim Beddua etmem üzülme Kafama sıkar giderim! Günaydın
GÜNAYDIN her seher açan al gülüm, GÜNAYDIN visale yürünen yolum, GÜNAYDIN ağzımda en tatlı dilim, Mukaddes üç harfli hecem GÜNAYDIN
GÜNAYDIN vatanım kentim bucağım GÜNAYDIN şefkatli ana kucağım GÜNAYDIN sevgiyle yanan ocağım Sevdamı tüttüren bacam GÜNAYDIN
GÜNAYDIN şiryanda her an atanım GÜNAYDIN aşk ile doğup batanım GÜNAYDIN saflığı mesken tutanım Karlı dağlardaki yücem GÜNAYDIN
GÜNAYDIN sevincim kederde vayım GÜNAYDIN şelale besleyen çayım GÜNAYDIN buluta girmeyen Ay’ım En parlak yıldızlı gecem GÜNAYDIN
GÜNAYDIN baharım şimşek çakışlım GÜNAYDIN yüreği sevda nakışlım GÜNAYDIN can parem kahve bakışlım Gönül ülkemdeki racam GÜNAYDIN
GÜNAYDIN dünyanın en melek yüzü GÜNAYDIN içimde dinmeyen sızı, GÜNAYDIN Derviş’in yemyeşil gözü, Gönlümün sultanı …… GÜNAYDIN
Ey yüksek sosyeteye mensup modacı hanım, Eğlence zümresinin başının tacı hanım, Bu metod ki, sizlerin müsbet ilâcı hanım: Dışının görünüşü içinin aynasıdır; Açıl kızım utanma, bu devrin modasıdır.
Yerindedir tahsilin, güzelliğin şahane. Varsa Türk'ten tâlibin, bul çeşitli bahane. Bir ecnebî hovarda yakalarsan daha ne? ... Dışının görünüşü içinin aynasıdır; Açıl kızım utanma, bu devrin modasıdır.
Flörtünün sayısı; en az on beş olmalı... Kimisi hâlis züppe, kimisi keş olmalı... Altın kolyen, kürk manton, taksin beleş olmalı. Dışının görünüşü içinin aynasıdır; Açıl kızım utanma, bu devrin modasıdır.
İç votkayı, şarabı; sokaklarda nâra at. Medeniyet sizlerle yükselmektedir kat kat(!) Çeşni ruha gıdadır, her gün bir yatakta yat... Dışının görünüşü içinin aynasıdır; Açıl kızım utanma, bu devrin modasıdır.
Hiç durma twist öğren, her gün bir baloya git; Tırnağını, yüzünü, dudağını boya git. Sun'î peyke vâris ol, conilerle aya git. Dışının görünüşü içinin aynasıdır; Açıl kızım utanma, bu devrin modasıdır.
Bazen düz pantalon giy, traş ettir enseni. Bin dolaş bisiklete, göster şöyle sen seni. Kabahat ailende.. anlıyorum ben seni. Dışının görünüşü içinin aynasıdır; Açıl kızım utanma, bu devrin modasıdır.
Artist ol, filim çevir; ismine yıldız derler... Bin kez kürtaj yaptırsan gene sana kız derler! Çıplak resim çektirsen, ne şahane poz derler. Dışının görünüşü içinin aynasıdır; Açıl kızım utanma, bu devrin modasıdır.
Mayoyla endam göster, git jürinin önünde.. Mahremini teşhir et her birinin önünde.. Seçil bir kıraliçe imtihanın sonunda. Dışının görünüşü içinin aynasıdır; Açıl kızım utanma, bu devrin modasıdır.
Hayır, inanma kızım! Bunlar hep istihzadır. Namus, insanlar için en mukaddes meyvadır. Gençlikte hissiyatın belki seni aldatır. Dışının görünüşü içinin aynasıdır; Haddinden çok açılmak soysuzun modasıdır.
Türk oğluna anne ol, iftihar et onunla; Elin soysuz züppesi bağdaşamaz seninle; Bu yurdun kızı isen şu sözü iyi dinle: 'Dışının görünüşü içinin aynasıdır; Yapacağın düşüklük bize yüz karasıdır.'
October 13
|
İsimlerini bilmesekde , memleketimizi ve geleceğimizi korumak için ,
Çocuklarımızın huzur , sağlık ve bereket dolu bir Türkiye'de yaşamalarını temin için ,
Bu topraklara terini , kanını ve canını hiç çekinmeden katmış
bütün KAHRAMANLARIMIZI minnetle yadediyoruz ...
O FEDAKAR KAHRAMANLAR BİLSİNLER Kİ HİÇBİR EMEKLERİ ZAYİ OLMAMIŞTIR
VE DÜNYA DURDUKÇA ZAYİ OLMAYACAKTIR ...
NUR İÇİNDE YATSINLAR ...
 Vatanı bölmek isteyenlere sözümüz...
"Yanlış kişilerin peşinde koşmak , birgün size bela getirecek... Şehidlerin ahı tutacak sizleri... Tarih boyu her karışı şehid kanlarıyla sulanan bu topraklara ihanet edenlere , yerden ve gökten beddualar , lanetler yağacak... |
• YAŞAMAK İÇİN YALVARMADIK ÖLMEK İÇİN YALVARMAYIZ • HER ZAMAN MUTLULUĞUN DORUĞUNDAYKEN GÜLÜNMEZ, BAZEN SIRF HAYATA GICIKLIK OLSUN DİYE UÇURUM KENARINDAYKEN BİLE GÜLÜMSEYECEKSİN.
• KURAL BİR; KARAR VERDİN Mİ UYGULAYACAKSIN... • KURAL İKİ; UYGULARKEN TEREDDÜT ETMEYECEKSİN... • KURAL ÜÇ; TEREDDÜT ETTİĞİNDE KAYBEDECEKSİN... • BİR YERDE KÜÇÜK İNSANLARIN BÜYÜK GÖLGELERİ OLUŞUYORSA ORADA GÜNEŞ BATIYOR DEMEKTİR. • EĞER BİRİSİ SENİ ALDATMIŞSA BU ONUN SUÇUDUR. EĞER O KİŞİ SENİ PEK ÇOK KERE ALDATMIŞSA BU SENİN SUÇUNDUR. • ASLA BİRİLERİNİN UMUDUNU KIRMA, BELKİ DE SAHİP OLDUKLARI TEK ŞEY O'DUR. • HAYATTA EDİNDİĞİM TECRÜBELER, YEDİĞİM KAZIKLARIN TOPLAMIDIR. • AYNI DİLİ KONUŞANLAR DEĞİL, AYNI DUYGUYU PAYLAŞANLAR ANLAŞABİLİR
• HERŞEYİN, ZAMANI VAR; YAŞAMANIN, SEVMENİN, HATTA ÖLMENİN BİLE.
• BEYAZIN KADERİ KİRLENMEK, SİYAHIN KADERİ SUÇLANMAKTIR.

Bir gün sormuşlar ermişlerden birine. "Sevginin sadece sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır?"
"Bakın göstereyim" demiş ermiş. Önce sevgiyi dilden gönüle indirememiş olanları çağırarak onlara bir sofra hazırlamış. Hepsi oturmuşlar yerlerine. Derken tabaklar içinde sıcak çorbalar gelmiş ve arkasından da derviş kaşıkları denilen bir metre boyunda kaşıklar. Ermiş "Bu kaşıkların ucundan tutup öyle yiyeceksiniz" diye bir de şart koymuş.
"Peki" demişler ve içmeye teşebbüs etmişler.
Fakat o da ne? Kaşıklar uzun geldiğinden bir türlü döküp saçmadan götüremiyorlar ağızlarına. En sonunda bakmışlar beceremiyorlar, öylece aç kalkmışlar sofradan.
Bunun üzerine "Şimdi..." demiş ermiş. "Sevgiyi gerçekten bilenleri çağıralım yemeğe" Yüzleri aydınlık, gözleri sevgi ile gülümseyen ışıklı insanlar gelmiş oturmuş sofraya bu defa.
"Buyrun" deyince her biri uzun boylu kaşığını çorbaya daldırıp, sonra karşısındaki kardeşine uzatarak içmişler çorbalarını. Böylece her biri diğerini doyurmuş ve şükrederek kalkmışlar sofradan.
"İşte" demiş ermiş.
"Kim ki hayat sofrasında yalnız kendini görür ve doymayı düşünürse o aç kalacaktır. Ve kim kardeşini düşünür de doyurursa o da kardeşi tarafından doyurulacaktır. Şüphesiz şunu da unutmayın. Hayat pazarında alan değil veren kazançlıdır her zaman..." http://www.photobucket.com/register.php?pbaffsite=294" target=_blank rel=nofollow>
Dost dedigin; Bütün dünya seni üzdügünde Sana moral vermeli. Güzel haberler aldiginda seninle dans etmeli, Ve agladiginda, seninle aglamali... Ama hepsinden daha çok; Dost matematiksel olmali; Sevinci çarpmali... Üzüntüyü bölmeli... Geçmisi çikarmali... Yarini toplamali... Kalbinin derinliklerindeki ihtiyaci hesaplamali... Ve her zaman bütün parçalardan daha büyük olmali.. October 09
SUS şimdi... Konuşma… AnLamsızLıkLar doLu aramızDa… AnLatamıyorum...! AnLamak istemiyosun ya da...! Boqazımda düqümLenen, sana söyLenmesi qereken cümLeLeri yuTTum... Benim keLimelerim "seninkiLerden" daha ağır hazmeDemezsin inan...!
UNUT şimdi... Düşünme... Bırak kendini "bensizliqe"... Cevabını bildiqin soruLarı sorma bana.. SuçLu arama…
SİL şimdi... Bitir... YaşananLarın üsTüne basıp qeç... BenLi hayaLLerini savur oraya buRaya.. Adımı aqzına doLama arTık..!!! Bakma arkana! adımLarını hızLı at... YakLaşman zor oLsun bana bundan sonra…!
GİT şimdi… Kumbaramda biriken “öfkeLeri” harcama zamanı. Çıkmaz sokakLarı qeride bırakma mücadeLesi beLki de..! Yeni sayfaLar açma zamanı, siLqi kuLLanmadan adı “mutluluk”olan bi' hikaye yazma çabası beLkide...!
Son oLarak... Üzerime qiydirdiğin bu “BASİTLİK” bana hiç yakışmadı… Şimdi oLmasa da, zamanı geldiğinde çıkarıp atcaama eminim…! İşte çıkardıqım zaman sen üzerine “pişmanlıqı” qeçirceksin…! Ama unuTTuqun bi' şey war… Sen onu "ne şimdi" "ne de daha sonra" çıkarıp aTmayı beceremiceksin...!!
HAYAT NEDİR?
Hayat
Bir yaşam öyküsüne katlanılamayacak kadar uzun! Bir gülümseyişe, bir kıpırdanışa, bir dokunuşa vakit ayıramayacak kadar kısa!
Hayat
Gerçekleri sırtlayıp taşıyamayacak kadar ağır. Bir kuşun kanadına konup ta ona bile hissettirmeden uçabilecek kadar hafif!
Hayat
Her anını dibine kadar yaşamaya çalışmak için nefes nefese koşturmayı göze alacak kadar dolu, Bütün yaşadıklarının sadece bir hayal olduklarını hissettirecek kadar boş!
Hayat
Koskoca ömürde "bir yalnız gün daha nasıl geçecek, şu saatler nasıl bitecek“ diye şikayet edebilecek kadar muamma! Göz açıp kapayıncaya kadar geçen sürede nihayete erebilecek kadar da basit!
Hayat
Kendini oluşturan her büyüyü, her cazibeyi, her rengi, yürekleri hoplatacak, kanlarımızı kaynatacak kadar parlak ve güzel! Gözlerimizi acılarla, hüzünlerle, ayrılıklarla, ölümlerle buluşturduğumuzda, sadece iki renk! Gri ve siyah!
Hayat
Her anını tuvallere, yazılara, şiirlere, gösterilere döküp sergileyebileceğin kadar sanat! Tek bir uyanışta, görevinin tek bir oyundan ibaret tek bir rol olduğunu fark edebileceğin kadar da kısır ve monoton!
Hayat
Senin tek bir "evet" inle başkalarına bölüştürüp sunabileceğin, nefes alıp verişlerinle "paylaştırabileceğin" kadar hayret verici ve cömert!
Tek bir "hayır" ınla herşeyi mahvedebileceğin, yok edebileceğin kadar da cimri ve densiz!
Hayat
Gerçek yaşam öykülerine katlanabilecek gücü bulup, bulaştırıp, daha da büyüğünü oluşturabilecek kadar heybetli ve zor, Her şeyden vazgeçip "yaşama veda etmeyi isteyecek" kadar da güçsüz ve zayıf!
Hayat
Sevmeyi bilecek, bilmiyorsa öğrenecek tadacak, sunacak, paylaşacak ..ve böyle sevgilerle, bütün sevgileri çoğaltabilecek kadar anlam'lı... Nefreti seçip, sıçratmak, sıçrattıkça da o pisliğe bulaşacak kadar anlam'sız...
Hayat
Gerçek yaşam öykülerine katlanmaya değecek kadar "Yaşanmaya değer" Hayat; onu kısaltmanın haksızlık olduğunu anlatacak kadar öğretici, Bir daha bulunmayacak, yaşanmayacak kadar "tek"...
Hayat
Sadece senin dilediğin kadar uzun! Sadece Senin dilediğin kadar kısa!
Uzat ellerini ve tut! Sadece o kadar yakınlıkta! Tüm uzakları "yakın" etmek senin hakkın. Yani
  Yaşama(k) hakkın 
DOST 'TAN HEDİYE  June 10
|
Bugün; bütün ağaçlar yüreğimdeydi. Bütün çiçekler gözlerimde. Güneş, ışıklarını dudaklarıma kondurmuştu. Neydi kanımı kaynatan bu güzelliğin adı? Mutluluk muydu?
Bugün, Ne varsa hüzünden yana denize fırlattım az önce. Sanki beklermiş gibi hepsini, hop hop hoplatıverdi dalgalarında. En güzel maviliğiyle oynaşıp durdu. "Bak" dedi "fırlattığın hüzünlerine... İşte; onların bendeki hükmü sadece bu!"
Sonra, şakalaşırcasına bir kaç tuzlu damlasını sıçratıverdi yüzüme. Gülümsedim mahcup mahcup, onun bu neşesine... Duruldu. Bir deniz yıldızı bıraktı avuçlarıma. Yoksa mutluluk bu muydu?
Herkes kalabalıkken, içimdeki yalnızlığı alıp, gidiverdi sihirbaz martılar! Bir de arkasından o bildik şen kahkahalı bağırışmalar! Hiç bu kadar güzelini görmemiştim. Beyazmış meğerse beni, onlarla bütünleştiren mucize! Kanat çırpa çırpa, yüreğimdeki isyanları uçurdular... Yaşamaktan aldığım tad; işte buydu! Yoksa mutluluk bu muydu?
"Sen mutluluğun resmini çizebilir misin Abidin?" Evet... Adım İNSAN... Ya, tabii ki, çizerim!
Az önce; ağaç oldum, çiçek oldum, güneş oldum, deniz oldum, martı oldum, ölümsüzleştim...
Meğerse, hep yanıbaşımdaymış bu güzel resim! Ben çizdim. Adı umudum'du! Yoksa tüm umutlarım beni hiç terketmeyen mutluluğum muydu?
* * *
Mutluluk, hepimize sadece kendi çizdiğimiz resimler ve uzaklıklar kadar yakındır!
| |
|
|
|
|